Türk Dış Politikası ve Ortadoğu: Parçalı, İhtiyatlı ve Çok Yönlü İş Birlikleri

Türkiye’nin Ortadoğu siyasetine etkisi ve dahli son yıllarda adım adım artmış ve bölgeye yönelik oyun kurucu ve yapıcı politikalar öne çıkmaya başlamıştır. Türk dış politikasının Ortadoğu perspektifi hem ülkenin iç politikasının dinamiklerine hem de Batı’yla ve küresel siyasetle olan ilişkisine dair ipuçları vermektedir. Ankara’nın Ortadoğu’da pasif diplomatik muhatap olduğu yıllar Soğuk Savaş’ın bitmesi, Kuveyt’in Saddam Hüseyin tarafından işgal edilmesi ve Turgut Özal’ın siyasi hedeflerinin bölgeyi de içine alan bir projeksiyona sahip olması gibi küresel, bölgesel ve yerel dinamiklerin ortak etkisiyle geride kalmıştır. Bu nedenle, Türkiye’nin bölgeye yönelik dış politikasını incelerken üç boyutlu bir analiz gerekmektedir. İlk analiz aşaması, iç politikada devam eden gündemler ile söz konusu yıllarda ülkeyi yöneten siyasi tercihlerin etkisi altında şekillenen ve Ankara’nın Ortadoğu’ya yönelik siyasi aklının bölgeye yansımasını ele alan yerel politikadır. İkinci analiz aşaması, Türkiye’nin Ortadoğu’daki gelişmelere, bölgesel iş birlikleri ve diplomatik gerilimler üzerinden şekillenen tepkisel ya da öngörülü bir aktör olarak verdiği tepkilerin analiz edildiği boyuttur. Bu aşamada, Türkiye’nin bölgede oluşan tansiyonları ve yakınlaşmaları ne ölçüde doğru okuyabildiği ile farklı çıkar gruplarıyla müzakere edebilme kapasitesi dönemsel olarak değişiklik göstermiştir. Bu süreç ise büyük ölçüde dönemin liderlerinin stratejik tercihleri tarafından şekillendirilmiştir. Son analiz boyutu ise, Türkiye’nin iç politikasından ve bölgesel angajmanından bağımsız olarak ya da ondan etkilenerek evirilen küresel hacimdeki eğilimlerdir. Temelde, sistemsel belirsizlikler ya da küresel istikrar süreçleri olarak iki farklı uçta ele alınabilecek bu analiz boyutu, küresel aktörlerle ekonomik, siyasi ve askeri iş birlikleri olan bir orta güç olarak, Ankara’nın bölgesel okumasında etkili olmuştur.
Bu üç analiz dinamiğini de içine alacak şekilde, Türkiye’nin 2010 sonunda başlayan Arap isyanlarından bu yana dönüşen, çoklu bölgesel hegemonya içinde ihtiyati ve parçalı ittifaklar halinde ilerleyen bir Ortadoğu politikası uyguladığı söylenebilir. Geçtiğimiz 20 yılda evirilen bu politikayı anlamak için etki eden bölgesel ve küresel dinamikleri tanımlamak gerekir.
